turgut uyar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
turgut uyar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2014 Pazar

turgut uyar

(...)
onun adı azra'ydı
o korkak geyik yavrusu bayram arefesi
o söğüt gölgeleri akmaz sularda
korkusuz iri iri düşler kiralıyordum ona
baygın süryani gözlerinden

(...)
derin denizlerde yüzdüm ıslandım çıktım
azra beni gördü ıslanmıştım
şehirlerde karşılaştık şehirlerde kaldık
ben kandırmadım o inandı
ben azra'yım bak dedi
kadınım seninleyim istersen al dedi
almadım

6 Temmuz 2014 Pazar

turgut uyar

şimdi üstümüzden geçip ötelere giden bu kuşların adı ne
sonra kuşların ve her şeyin ve aşkın adını kim veriyor
kimdir nerdedir var mıdır bütün bunların usta yazıcısı
biliyor musun gitgide yaralanıyoruz şurdan burdan
biliyor musun şimdi eskide, çok eskide o dinlence yüzüyle
dedemin en büyük haminnesi, ağır ağır saçlarını tarıyor.

26 Haziran 2014 Perşembe

eleni karaindrou


                                  ey kimse yok!..ey bir mavinin unutulmasından
                                  arta kalan!..
                                  ey sen var mısın?
                                  ey olma!..

23 Haziran 2014 Pazartesi

O güzel imgesi mutsuzluğun'

İnsan kendine kalıyor eninde sonunda... Bir şarkı sözüydü. Kendimizden başka hiç kimsemiz yok.

Bunu anlamayacak ne vardı!

Anlıyorduk anlamasına da söyleyecek kadar cesur değildik. Kalabalık görünüyorduk, elimiz ellere değiyordu, gözümüz gözlerde manalar arıyordu. Ayak seslerimiz bir karşılık bulunca iyi hissediyorduk kendimizi. Yan yana yürüdüğümüzü sanıyorduk. Çoktuk sözde, hep beraberdik. Birlikte ağlayıp birlikte güleceğimizi, birbirimiz için öleceğimizi sanıyorduk. Birimiz dünyadan gidince diğerimizin artık yaşayamaz olacağını düşünüyorduk. Büyük aldanış! Hiçbirimiz, diğerimiz için ağlamıyor. Göçenin acısıyla ölen olmadı hiç. Onları çukurlara gömer gömmez arkamızı dönüp kaçtık. Yemekler yedik sonra, şarkılar dinledik, hayatımız sürüp gitti hiçbir şey olmamış gibi. Bir söz uydurmuştuk, ölenle ölünmezdi.

Kimselerin derdimize derman olmayacağını öğrenmeliydik. Yalnız bir ağaç gibi, rüzgârlarla söyleşip durmak kaderimiz. Geceyi karşılamak, karanlığa alışmak, soğukta kendi hülyasına sarılıp ısınmak ve sabaha, yine öyle tek başına uyanmak... Kim, kimin acısını soğutabilir, içimizin uğultusunu hangi fani susturabilir?

"Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim" demişti Neruda...

Alacakaranlıkta kendi kendine konuşan da o değil miydi? Böyle çılgın alışkanlıkları olan, kendine durmadan sorular soran... Öyle ya, kendimizden başka konuşacak, hakikaten konuşacak kimimiz var?
Bu gece en hüzünlü mektupları yazabilirim kendime.

Bütün yaptığım, kendime mektuplar yazıp durmaktan başka neydi? Yazmak sadece bir avuntu, güzel bir aldanıştı. Başkalarının aldatması acı verir, kendi kendini aldatmak oyalar insanı. Karanlık bir yolda yürürken ıslık çalmak gibi... Bazen, o ıslığın büyüsüne kapılır, unutursunuz korkuyu, kederleri dağıtırsınız. Ne kadar uzarsa artık, öyle işte, bir şarkı boyu kendinden geçmişlik, zamansızlık... Turgut Uyar, 'O güzel imgesi mutsuzluğun' dizesinin yazarı, kim duyurabilir acıyı onun kadar? "Bu benim gerçeğim. Durmayıp şarkı söylemek. / Durmayıp yalnız kalıyorum. Ufacık yeşilli adalarda / Yalnız kalmaya savaşıyorum. Kadınlarla. Erkeklerle. Çocuklarla"...

Durmayıp yalnız kalıyoruz. Durmayıp acı, durmayıp keder... İki keder arasında ince sevinçler, belli belirsiz. 'Hüzünlü bir bahtiyarlık' diyoruz biz buna, kısacık! Sonra yine yalnızlıklar başlıyor, hatıralar zamanı. Ve her hatıranın alıp veremediği bir şeyler oluyor sahibiyle. Onlara kaçmak da avunmanın bir türü değil mi? Ve sonunda yine, elde var hüzün!

Kendine kalmadan kendiyle olmalı insan.

Bir yalnız ağaç gibi mağrur, çekilmeli dağlarına. Karakışa, ayaza, kederlere, yıkımlara, sonsuz yalnızlıklara alışmalı. Başı yükseklere uzadıkça, serin bir sevinçle dünyaya bakmalı oradan, müstağni, aldırmaz... Başı göğe yükseldikçe güçlenir insan ve ağaç. Kirletilmeksizin, minnetsiz ve incinmesiz...


Ey kalbim, şimdi kapat kapılarını dünyaya ve kendi dağlarına çık, kendi keçi yollarına... Kimseler bulmasın, bilmesin seni. Adını anıp demesinler, bir zaman buralarda o da yaşardı. Sonunda, en sonunda, bir kara taşın olsun mezarında, yosunlar bağlasın. Adın yazmasın üstünde, unutulsun. Yalnız, bir gün bir meçhul kadın gelip başucunda ağlasın!

21 Haziran 2014 Cumartesi

Turgut Uyar / Edip Cansever


Kocaman bir avlunun ortasında durdu durdu
İçindeki bomboş avluya bakarak
Gökyüzünden arada bir oraya
Ölü bir kuş ya düşüyor ya düşmüyordu.

Görseydi içinin olmadığını
Çekip onca çelenkten bir sap karanfili
Koymak ister miydi hiç
Bu ikindi vaktinin hırçın vazosuna.

Güzleri kullanırdı o kadar sevmese de
Dünyayı kullanırdı açıp da penceresini sonsuza
Su içse suya benzerdi biraz
Konuşsa
Üç beş kişi birikirdi herhangi bir köşebaşında
Yolu düşse de başka mor-sarı bir akşam kahvesine
Ne kadar eşleşirdi Van Gogh’un bakışıyla.

Sevgiler gönderirdi nedense utanırdı da bundan
Gönderir gönderir geri alırdı bir gücenikliği sonra.

Dün müydü, yüzyıllar mı geçti, bilmiyorum ki
Bir yaz sonuydu yalnız denizi sıyırıp geçtik
İki tek votka içtik varmadan Aşiyan’a
Konuşmadık hiç, nedense hiç konuşmadık
Az sonra kalkıp gitti o
Kalakaldım ben oracıkta
Kapadım gözlerimi ardından gene birlikte olduk
- Garson! bize iki tek votka daha.

19 Haziran 2014 Perşembe

turgut uyar

                             
                                               Eleni Karaindrou - Farewell Theme


ey susam!.. ey karanlık!.. ey borçlarını ödemeyenler!..
sen o ses misin en aşağılardan gelen!..
karıştırın bütün otları o aşağlarda
yıkın benim güvenimi,
soğuk bir at olsun seslendiğim ses, yıkın!..

ben koşarım aşağlara, koşarım
yıkanacak boğulacak su bulsam…

ey her şey!.. ey beni gülünç eden bitki sapları!..
sessiz katlanmalarıyla… içimde ölmüş çocukları sallıyan
vazgeçilmez uğursuz şarkının salıncağı!..
ben durmadan en utandırıcı şeyleri hatırlasam.
nasıl camsı gürültülerle olacak her şey,
ve sularla,
ve nasıl artık arınamaz kirlenmiş olurum o zaman, yıkın!..

ben koşarım aşağlara, koşarım
yıkanacak, boğulacak su bulsam

ey bütün kadınlar uzak!.. güneşi övmüyorum. ve
kanım ne güzel akıyor… ıslak taşlıklarda. sanki herşey, sanki her şey,
sanki her şey!.. katıyürekli kârcıların, yani büyük
tecimenlerin
uzaklardan getirip sunduğu kanlı pahalı bir tabak…
ey yanan bir şey,
yanan ve içilen bir şey,
karanlıktı kanım bir şey,
güneşe başkaldırmıştı kanım (…….) sanarak.
ben artık büyük kıyıları boylasam..

ben koşarım aşağlara, koşarım
yıkanacak, boğulacak su bulsam…

ey kimse yok!.. ey bir mavinin unutulmasından
arta kalan!..
ey sen var mısın?…
ey olma!..
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak

gece olsa da sussam…

ben koşarım aşağlara, koşarım
yıkanacak boğulacak su bulsam…

ey sür atlarını bacaklarımdan bağlayıp karışık ölümsıkıntııslakgülünçlüğü renkli camların!.. bir göl bulacağız sonunda, develerin suyunu içip tuzunu bıraktığı,
kirli ayakparmak aralarını yıkadığı cünüp adamların, burunları kıllı..
benim kanım gülünç ve kahraman lekeler bırakacak öbürkülerin yanında,
camlar nasıl olsa kırılacak
sonra yatacağı geceye gidecek herkes

ben ne yapsam ne yapsam ne yapsam…

senden haber ver, ey yaralı kahraman atlar!.. ey büyütüp yaralarını yalayan atlar!.. otoburlukla kana karışmayan atlar!..
arabanızı çekiyordunuz,
aygırlarınızı iştahla uyandıran kalçalarınızda büyük yaralar…
kuyulara eğiliyoruz, ve büyük övgüsünü yapıyoruz küçük yıkıntısının soğuk ışıklı kulüplerin, ve kara küplerin ve etekleri kısa, koltukları tüylü kadınların ve kötü dükkanlar karanlığının…

eğilmiş, çiçek toplayan bir çocuk bulsam…

ben koşarım aşağlara, koşarım
yıkanacak, boğulacak su bulsam…

turgut uyar

                                    ey kimse yok!..ey bir mavinin unutulmasından
                                    arta kalan!..
                                    ey sen var mısın?
                                    ey olma!..


Sonia Wieder - Jewish Prayer


Sonia Wieder - Atherton



                                       Sonia Wieder Atherton -Kaddish- Chants Juifs