19 Haziran 2014 Perşembe

oruç aruoba

1.

Yavaştır yaşamının anlamı

2.

Sana aldırmaz;öyle hemen de çıkıp gelmez sana,sen onu ne denli bekliyor olsan da.
Senin beklemen:bir boşunalık duygusudur yalnızca;gerçekler içinde hayallerin; olup-bitenler içinde olamaya-cakların düşlenmesi-boyuna ve boşuna bir düşüş - oysa o, gelişmektedir.Sana doğru. Sen hiç bilmeden - beklerken,bilmeden.
Senin beklediğindir o;ama sen, bilmiyorsundur.Gelmeyeceğini sanarsın.Yıllar geçtikçe, hatta,hiç gelmeyeceğini bildiğini sanarsın-yıllar geçer, emin olduğunu da sanarsın artık hiç gelmeyeceğinden.
Senin beklemen:hüzünlü ama dingin bir umutsuzluktur;bir an önce bitirip gitme isteği çökmüştür üzerine -hatta bitiremeyeceğini de bildiğin bir çok şeye aldırmazca ve umarsızlıkla girişip, hepsini yarım bırakıp gitmek,bir ayartı kadar keskindir artık.
-Yaşamının anlamı bulunmamıştır,bulunamayacaktır-o,gelmeyecektiya;sonuçsuz, bir son olarak, ölüm,gelebilir,artık,işte…

3.

Hani çiçekler vardır-sanarsın,hep tomurcuk kalacaklar(öylesine uzun sürmüştür ki gelişmeleri,serpilmeleri,olgunlaşmaları);oysa,gün gelir ,inanamadığın bir hızla,pırıl pırıl açıverirler ya-işte öyle:birdenbire geliverir yaşamının anlamı.
yıllar sürer,çünkü,o küçücük tomurcuğun gelişmesi,sonra çiçeklenmesi;sonra olgunlaşması,meyveye duracak hale gelmesi.Yıllar ve yıllar…
Meyve:olgunluktan çürümeye geçiş olacaktır;ama,yokluktan varlığa da…
Yaşamdan ölüme;ama,bir o kadar da,ölümden yaşama…

4.

Yıllar önce görmüşsündür onu-bir an için, tek bir kez: Ufacık. Belirsiz. Uçucu. Yalnızca, içinden,”Ne güzelsin” demişsindir.”Kalsan ya biraz” bile diyemeden -zaten bilmiyorsundur deyimi o zamanlar.
Bir karışıklı ve geçip gidicilik içinde yalnızca :anlık bir görüntü. Bir görünüm, bir yüz, bir çehre -birkaç renk içinde.Esintili bozkır tepesinde (bir tür bahardır) ak bir kızıltı.Kötü bir çivit mavisi ve yapışkan bir beyaz içinde.Yanında sapsarı birşey…
Geçip gitmiş,silik;hep de siinen bir anı.Küçücük. Zorlukla anımsadığın(o gün niye orada olduğun bile belirsizdir), hiçbir anlam veremediğin;kavramak şöyle dursun, daha nereye - hangi yerine- koyacağını bile bilemediğin bir an-ani bir anı olacak birşey…
***
İşte pencerenin camında yavaştan biriken buğu gibidir-gözünü tamamiyle kapayacak körlük-:görüşünü tamamiyle örtmeye yönelmiştir;ama açık bakışının da hangi noktada olanaklı olduğunu (bahar’ın ne zaman ve nasıl geleceğini) sana bildiren, gene, odur…

5.


Sonra, işte yıllar sonra(yarıyı çoktan aşmış ömür sonra) gelir:”İşte o benim” der-“bendim o işte…”