18 Haziran 2014 Çarşamba

Zygmunt Bauman

İlkeli siyaset, kimlik, ahlâk, sorumluluk... postmodern dönemin umacıları. Gün, sorumluluk almamanın, bağlanmamanın, parçalı kimliklerin, plastik cinselliğin ve tüketicilerin günü! Madem ki siyaset agoralardan silinip oy sandıklarına hapsedildi; modernliğin toplama kamplarında bitiremediği Öteki, evin, mahallenin, kentin dışına püskürtüldü; hayat artık doğumla başlayıp ölümle sona eren bir süreklilik olmaktan çıkıp hesaplanabilir ve sürdürülebilir parçalara bölündü... öyleyse artık evlerimizin sıkıca kilitlenmiş kapıları ardında da olsa, güvendeyiz demektir: Yabancı ve dolayısıyla belirsiz olan her şeyden zamansal ve mekânsal uzaklık; Öteki için sorumluluk almayı gerektiren varoluş biçimlerinin reddi; bütün düzenlemelerin yakınlaşma ve bağlanma olasılığını dışlayacak şekilde tüketici lehine yapılması; yalnızca ve yalnızca şimdiyi yaşama, geçmişten bağımsız olma ve gelcek için taahhüt altına girmeme garantisi... En önemlisi de, "iyi" ile "kötü" arasında seçim yapma ve ahlâki kararlar alma yükümlülüğünden kaçış imkânı... Sorumluluk almadığınız sürece rahatlatılması gereken bir vicdanınız da olmayacaktır. ‘Bireyin kurtuluşu’ vaadi gerçekleşmiştir artık!… Kişinin önünü göremediği, arkasında iz bırakamadığı bir ‘çöl yolculuğu’ olarak yaşanan hayatta, kişiye, kendi ahlakını kendisinin oluşturması imkanını veren gerçek bir özgürlük artık mümkündür…”

Parçalanmış Hayat'ta artık kimsenin vicdanının sesini dinlemesi, rahatlatması vb. söz konusu değil. Sorumluluk almadığınız sürece rahatlatılması gereken bir vicdanınız da olmayacaktır. "Bireyin kurtuluşu" vaadi gerçekleşmiştir artık!.. Peki ya Öteki? Yoksulluk, savaşlar, etnik kıyım, ayrımcılık, hastane kuyrukları, işsizlik? Etik mi dediniz? Prime-time kuşağında oynayan bir dizinin adı mı? Alışveriş merkezlerinde satılır mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder